Modanın devrim ruhu: Başkaldırmaya hazır mısınız?

Merhaba sevgili okuyucu! Yeni bıdı bıdılarımda buradayım. Her şeyden önce şunu sormalıyım; Devrime hazır mıyız? Birazdan modanın yoldan sapanlarını ele alacağız. Korkmayın, sürüden ayrılanı kurt kapmaz…

Modanın devrim ruhu: Başkaldırmaya hazır mısınız? foto 1

Merhaba sevgili okuyucu! Yeni bıdı bıdılarımda buradayım. Her şeyden önce şunu sormalıyım; Devrime hazır mıyız? Birazdan modanın yoldan sapanlarını ele alacağız. Korkmayın, sürüden ayrılanı kurt kapmaz. Bu yazdıklarımı okuduktan sonra sizinde kendi modanızda devrim yapma ihtiyacını hissetmenizi isterim açıkçası (çıkarın o şeffaf sütyen askısını mesela) Bir belirmek istediğin detay ise, birazdan bahsedeceğim modanın dik kafalılarının markalarının günümüzde kaçık fiyatlarla satılan ürünlerini tasvip etmemem. Benim tek takdir ettiğim noktaları, kadınlara ve erkeklere biçilen kalıpları yıkmakla mesul olmaları. Hazırsanız başlıyorum ben, buyurun efendim fırından sıcak sıcak….

17
Modanın devrim ruhu: Başkaldırmaya hazır mısınız? foto 2

“Her zaman şuna inandım; moda sadece kadınları güzelleştirmek için değil aynı zamanda onları rahatlatmak ve güven vermek için vardır” Yves Saint Laurent. Nasıl güzel demiş değil mi? Artık sizi sıkan daracık korselerinizden, bir kalıba sokmak isteyen güzellik algısından kurtulmak istiyorsanız, bu adam doğru önderlerden (markasının pahalı ürünlerini tasvip etmiyorum, etmeyeceğim, ki bence Yves Saint Laurent’in kendisi bile bu kadar uçuk fiyatlarla markasının ürünlerinin satılacağını düşünmemiştir.

Ha bu arada Yves Saint Laurent sadece o çantasını çok beğendiğini ama gösteriş için çakmasını kullandığınız markadan ibaret değil. Dost acı söyler) 21. yüzyılda alüminyum folyo giymek yerine doğru düzgün bir şeyler giyiyorsak, YSL bunun en büyük mümessillerinden biridir. Bu cümlemi bir kenara yazın. Yves Saint Laurent, her doğuştan sanatçı gibi içinde hüznü ve güvensizliği barındıran bir insandı. Kadınlara büyük bir hayranlığı vardı. Ve bu hayranlığını şöyle anlattı:’Kadınları kullanmadım, onlara hizmet ettim’.

27
Modanın devrim ruhu: Başkaldırmaya hazır mısınız? foto 3

Hayat arkadaşı Pierre Berge ise YSL’nin kadınlara olan hayranlığını şöyle tanımlıyor: ‘Coco kadınlara özgürlük, YSL ise güç verdi’. Yves Saint Laurent, transparana kullandı, turuncu ve fuşya gibi renklerden gece elbiseleri yaptı, defilelerinde siyahi mankenlere yer verdi. Peki bitti mi? Yoo dostum yoo! Bugün ‘maskulen kadın’ düsturu varsa, bunun mimarı YSL’dir. Kadınlara pantolonu, hele ki yasak olduğu halde (ABD’de kadınlara pantolon giymek yasaktı) alelade bir şekilde giydirdi.Kadınlara smokinler dikti. Kadınların giydikleriyle kendinde olan güvenini arttırmasını istedi. Kadınların isyan eder gibi erkekçe pantolon giymelerini istemedi.

Aksine pantolonu ve smokini dişi kıldı. En ikonik tasarımı “Le smoking” kadınlar için tasarlanan ilk smokin olmasa da, ana akım moda literatürünün lügatına ilk defa girmişti. “Le Smoking”in kadın cinselliği üzerine bir keşif ve toplumsal cinsiyet rolleri arasında bir oyun olduğunu açıkça ifade ediyordu. Devrim gibi devrim, devrimci gibi devrimci! Yaşasın istediğini giyebilen kadınlar…

37
Modanın devrim ruhu: Başkaldırmaya hazır mısınız? foto 4

DEMEK BENİ ALDATIRSIN, KESERİM PANTOLONUNU
Efendim, gıybet kazanıyla başlayacağım şimdi. Coco Chanel diyorum. Büyük devrimci. Bir rivayete göre Coco Chanel metresi olduğu subay ona canı sıkılmasın diye bir şapka dükkanı açınca modaya atılmış. Ama bu rivayet onun, kadınlara istenildiği takdirde maskülen görünebilecekleri bir stil yaratarak kalıpları kıran devrimci, dava insanı olmanın illa ki sokaklarda bağırmak olmadığını da insanın gözüne gözüne sokan bir kadın olduğu gerçeğini değiştirmiyor, helal olsun be! Uzun çam ağacı gibi eteklerin, nefes almayı imkansız hale getiren korselerin, ‘beni yıka’ diye bağıran acayip bukleli saçların, 5 metre 2000 bin cm çapındaki şapkaların belinin kırmış, rahat kıyafetlerle kadın olmaktan vazgeçilmeden de eşit olunabileceğini göstermiştir. Modanın kadınların en büyük zaafı olarak görüldüğü canına yandığımın dünyasında kadınları pasifize eden taraflarını, güçlü kılmıştır.

47

Merhaba sevgili okuyucu! Yeni bıdı bıdılarımda buradayım. Her şeyden önce şunu sormalıyım; Devrime hazır mıyız? Birazdan modanın yoldan sapanlarını ele alacağız. Korkmayın, sürüden ayrılanı kurt kapmaz. Bu yazdıklarımı okuduktan sonra sizinde kendi modanızda devrim yapma ihtiyacını hissetmenizi isterim açıkçası (çıkarın o şeffaf sütyen askısını mesela) Bir belirmek istediğin detay ise, birazdan bahsedeceğim modanın dik kafalılarının markalarının günümüzde kaçık fiyatlarla satılan ürünlerini tasvip etmemem. Benim tek takdir ettiğim noktaları, kadınlara ve erkeklere biçilen kalıpları yıkmakla mesul olmaları. Hazırsanız başlıyorum ben, buyurun efendim fırından sıcak sıcak….

“Her zaman şuna inandım; moda sadece kadınları güzelleştirmek için değil aynı zamanda onları rahatlatmak ve güven vermek için vardır” Yves Saint Laurent. Nasıl güzel demiş değil mi? Artık sizi sıkan daracık korselerinizden, bir kalıba sokmak isteyen güzellik algısından kurtulmak istiyorsanız, bu adam doğru önderlerden (markasının pahalı ürünlerini tasvip etmiyorum, etmeyeceğim, ki bence Yves Saint Laurent’in kendisi bile bu kadar uçuk fiyatlarla markasının ürünlerinin satılacağını düşünmemiştir.

Ha bu arada Yves Saint Laurent sadece o çantasını çok beğendiğini ama gösteriş için çakmasını kullandığınız markadan ibaret değil. Dost acı söyler) 21. yüzyılda alüminyum folyo giymek yerine doğru düzgün bir şeyler giyiyorsak, YSL bunun en büyük mümessillerinden biridir. Bu cümlemi bir kenara yazın. Yves Saint Laurent, her doğuştan sanatçı gibi içinde hüznü ve güvensizliği barındıran bir insandı. Kadınlara büyük bir hayranlığı vardı. Ve bu hayranlığını şöyle anlattı:’Kadınları kullanmadım, onlara hizmet ettim’.

Hayat arkadaşı Pierre Berge ise YSL’nin kadınlara olan hayranlığını şöyle tanımlıyor: ‘Coco kadınlara özgürlük, YSL ise güç verdi’. Yves Saint Laurent, transparana kullandı, turuncu ve fuşya gibi renklerden gece elbiseleri yaptı, defilelerinde siyahi mankenlere yer verdi. Peki bitti mi? Yoo dostum yoo! Bugün ‘maskulen kadın’ düsturu varsa, bunun mimarı YSL’dir. Kadınlara pantolonu, hele ki yasak olduğu halde (ABD’de kadınlara pantolon giymek yasaktı) alelade bir şekilde giydirdi.Kadınlara smokinler dikti. Kadınların giydikleriyle kendinde olan güvenini arttırmasını istedi. Kadınların isyan eder gibi erkekçe pantolon giymelerini istemedi.

Aksine pantolonu ve smokini dişi kıldı. En ikonik tasarımı “Le smoking” kadınlar için tasarlanan ilk smokin olmasa da, ana akım moda literatürünün lügatına ilk defa girmişti. “Le Smoking”in kadın cinselliği üzerine bir keşif ve toplumsal cinsiyet rolleri arasında bir oyun olduğunu açıkça ifade ediyordu. Devrim gibi devrim, devrimci gibi devrimci! Yaşasın istediğini giyebilen kadınlar…

DEMEK BENİ ALDATIRSIN, KESERİM PANTOLONUNU
Efendim, gıybet kazanıyla başlayacağım şimdi. Coco Chanel diyorum. Büyük devrimci. Bir rivayete göre Coco Chanel metresi olduğu subay ona canı sıkılmasın diye bir şapka dükkanı açınca modaya atılmış. Ama bu rivayet onun, kadınlara istenildiği takdirde maskülen görünebilecekleri bir stil yaratarak kalıpları kıran devrimci, dava insanı olmanın illa ki sokaklarda bağırmak olmadığını da insanın gözüne gözüne sokan bir kadın olduğu gerçeğini değiştirmiyor, helal olsun be! Uzun çam ağacı gibi eteklerin, nefes almayı imkansız hale getiren korselerin, ‘beni yıka’ diye bağıran acayip bukleli saçların, 5 metre 2000 bin cm çapındaki şapkaların belinin kırmış, rahat kıyafetlerle kadın olmaktan vazgeçilmeden de eşit olunabileceğini göstermiştir. Modanın kadınların en büyük zaafı olarak görüldüğü canına yandığımın dünyasında kadınları pasifize eden taraflarını, güçlü kılmıştır.