Bir garip savaş: Kimono vs. Hanbok

Merhaba sevgili okuyucu… Sizi ‘Harujaku’ modası yazısıyla çok uzaklara götürmüş, Tokyo’nun göbeğinde bırakmıştım. Bilmem hala orada mısınız? Bu kez, komşu ve onunla olan epik savaşla biraz haşır neşir olacağız.

Bir garip savaş: Kimono vs. Hanbok foto 1

Merhaba sevgili okuyucu… Sizi ‘Harujaku’ modası yazısıyla çok uzaklara götürmüş, Tokyo’nun göbeğinde bırakmıştım. Bilmem hala orada mısınız? Oradaysanız biraz daha beklemede kalın. Çünkü bu kez, komşu ve onunla olan epik savaşla biraz haşır neşir olacağız. Neden bahsediyorum? Tabi ki Japonya-Güney Kore ve onların Kimono ve Hanbok atışmalarından…

Baştan söyleyeyim hem Japonya hem Güney Kore (o zamanlar sadece Kore) yöresel giysileri konusunda tabi ki çıban başı Çin’den etkilenmiş, katıksız gerçek bu. Ama şimdi diyeceksiniz ki o zaman neyin kavgasında bunlar. Haklısınız, ama burada esinlenmelerin savaşı ve siyasi sebepler var. Önce Kimono ve Hanbok’u tanımalıyız bence, hoş siz tanırsınızda tanımayayanız var diye…

110
Bir garip savaş: Kimono vs. Hanbok foto 2

KİMONO NEDİR? KİMLERDENDİR?

Kimono’yu duymayan kalmadı. Maşallah Türkiye’ye de bir girdi pir girdi. Pazarda bile kimono satılıyor. Ama kimono o değil canım, değil… Japonca’da ki- giymek, mono ise şey demek. Yani tam anlamıyla kimono, giyilen şey anlamına geliyor. Aslında Japonca kimono tüm kıyafetler için kullanılabilir, bizim kimono olarak bildiğimi şey aslında yukata. Fakat daha sonra hem erkekler hem kadınlar tarafından giyilen bu giysi (evet canım erkeklerde giyiyor) böyle adlandırılmış. Neyse filoloji benim işim değil. Kemerinin adı ise obi. Şunu da belirteyim, Japonya’da mesleği sadece obi bağlamak olanlar var. Evet, yanlış duymadınız sadece bu kemeri bağlamak için eğitim alıp, sadece kemer bağlayıp para kazanıyorlar. Ayırca Japonlarda sık sık gördüğümüz o takunya vari tahta parmak arası terlik yani ‘geto’ ve ‘tabi’ adı verilen beyaz çoraplarla giyiliyor kimono. 5.yy’dan itibaren Çin ile içli dışlı olmaya başlayan Japonlar, Çin’in ‘hanfu’ndan etkileniyorlar ve bu geleneksel kıyafeti üretiyorlar. Yüzyıllar boyu giyorlar bunu ama gel gelgelelim 2.Dünya savaşı sonrası ekonomi, sosyal hayat, politikaları yahni kazanına dönen Japonlar, kadınları da hayatının akışı içerisine almaya karar verince haliyle çalışmak için pek elverişli bir giysi olmadığından kimonolar özel günlerde giyilmek üzere kuru temizlemeciden sonra gardropların en kuytu köşelerine saklanıyor.

210
Bir garip savaş: Kimono vs. Hanbok foto 3

Ha bu arada ‘Ay şekerim! Japonya’ya gittim kimono aldım, pek şık’ ‘Japonya’da bir turistik mağazadan aldım bu kimonoyu’ laflarına inanmayın. İnanmayın çünkü onlar kimono değil, onları kandırmışlar. Çünkü ‘Ben kimono aldım’ demeniz için almanız gereken kimonoların fiyatları 1000 TL’den başlıyor. Biri sizi bunlardan birini derse ‘Zor alırsın sen o kimonoyu şekerim!’ deyip, lafı gediğine koyup ortamdan uzaklaşabilirsiniz, garantisi benim (Yavaş uzaklaşın ama saçınız başınız dağılmasın)… Son bir laf salatasına daha açıklık getirmek istiyorum;

1) Kimono çıplak olarak giyilmez.

2) Kimono seks fantezisi için de giyilmez.

3) Kimono geyşa kıyafeti hiç mi hiç değildir.

4) Kimono, bir ton kumaşı alıp kendinizi sarıp sarmaladığınız, iyice kapanmanız gerektiğini öğütleyen bir şey olduğundan, tahrik edici bir amaç uğruna hele hiç giyilmez.

5) Kimononun alt tarafının dap dar olmasının sebebi fantezi amaçlı değil, Çinli kadınların ayaklarını kangren pahasına sarıp sarmalamasıyla aynı ‘Kadın kaçıp gitmesin’. Ayrıca dar olmasının diğer bir sebebi de soyluluk ve güzellik göstergesi (Nalet olsun değişken güzellik dayatmalarına!)

310
Bir garip savaş: Kimono vs. Hanbok foto 4

Yani canım okuyucu; nasıl ki bir Avrupalı insan evladı sana gelip ‘Kocanın cariyeleri var mı?’, ‘Normalde böyle giyinmiyorsunuz değil mi?’, ‘Kocan fes takıyor mu?’, ‘Avrupa’ya geldin diye mi kafanı örtmedin?’ diye sorduğunda, bir kaşıntı bir uyuz olma hali bedenini ele geçiriyorsa, sende o oryantalistliği uzakdoğulu insan evlatlarını yapmayacaksın. ‘İçine bir şey giymiyorlarmış’, ‘Seks kıyafetiymiş’, ‘Geyşalar giyiyormuş’, ‘Fantazi giysisiymiş’ demeyeceksin. Edward Said, kangren olmuş oryantalistliğinizi görüp mezarında kokoreç gibi dönmeden dağılın lütfen. Kalbinizi kırmayayım…

410

Merhaba sevgili okuyucu… Sizi ‘Harujaku’ modası yazısıyla çok uzaklara götürmüş, Tokyo’nun göbeğinde bırakmıştım. Bilmem hala orada mısınız? Oradaysanız biraz daha beklemede kalın. Çünkü bu kez, komşu ve onunla olan epik savaşla biraz haşır neşir olacağız. Neden bahsediyorum? Tabi ki Japonya-Güney Kore ve onların Kimono ve Hanbok atışmalarından…

Baştan söyleyeyim hem Japonya hem Güney Kore (o zamanlar sadece Kore) yöresel giysileri konusunda tabi ki çıban başı Çin’den etkilenmiş, katıksız gerçek bu. Ama şimdi diyeceksiniz ki o zaman neyin kavgasında bunlar. Haklısınız, ama burada esinlenmelerin savaşı ve siyasi sebepler var. Önce Kimono ve Hanbok’u tanımalıyız bence, hoş siz tanırsınızda tanımayayanız var diye…

KİMONO NEDİR? KİMLERDENDİR?

Kimono’yu duymayan kalmadı. Maşallah Türkiye’ye de bir girdi pir girdi. Pazarda bile kimono satılıyor. Ama kimono o değil canım, değil… Japonca’da ki- giymek, mono ise şey demek. Yani tam anlamıyla kimono, giyilen şey anlamına geliyor. Aslında Japonca kimono tüm kıyafetler için kullanılabilir, bizim kimono olarak bildiğimi şey aslında yukata. Fakat daha sonra hem erkekler hem kadınlar tarafından giyilen bu giysi (evet canım erkeklerde giyiyor) böyle adlandırılmış. Neyse filoloji benim işim değil. Kemerinin adı ise obi. Şunu da belirteyim, Japonya’da mesleği sadece obi bağlamak olanlar var. Evet, yanlış duymadınız sadece bu kemeri bağlamak için eğitim alıp, sadece kemer bağlayıp para kazanıyorlar. Ayırca Japonlarda sık sık gördüğümüz o takunya vari tahta parmak arası terlik yani ‘geto’ ve ‘tabi’ adı verilen beyaz çoraplarla giyiliyor kimono. 5.yy’dan itibaren Çin ile içli dışlı olmaya başlayan Japonlar, Çin’in ‘hanfu’ndan etkileniyorlar ve bu geleneksel kıyafeti üretiyorlar. Yüzyıllar boyu giyorlar bunu ama gel gelgelelim 2.Dünya savaşı sonrası ekonomi, sosyal hayat, politikaları yahni kazanına dönen Japonlar, kadınları da hayatının akışı içerisine almaya karar verince haliyle çalışmak için pek elverişli bir giysi olmadığından kimonolar özel günlerde giyilmek üzere kuru temizlemeciden sonra gardropların en kuytu köşelerine saklanıyor.

Ha bu arada ‘Ay şekerim! Japonya’ya gittim kimono aldım, pek şık’ ‘Japonya’da bir turistik mağazadan aldım bu kimonoyu’ laflarına inanmayın. İnanmayın çünkü onlar kimono değil, onları kandırmışlar. Çünkü ‘Ben kimono aldım’ demeniz için almanız gereken kimonoların fiyatları 1000 TL’den başlıyor. Biri sizi bunlardan birini derse ‘Zor alırsın sen o kimonoyu şekerim!’ deyip, lafı gediğine koyup ortamdan uzaklaşabilirsiniz, garantisi benim (Yavaş uzaklaşın ama saçınız başınız dağılmasın)… Son bir laf salatasına daha açıklık getirmek istiyorum;

1) Kimono çıplak olarak giyilmez.

2) Kimono seks fantezisi için de giyilmez.

3) Kimono geyşa kıyafeti hiç mi hiç değildir.

4) Kimono, bir ton kumaşı alıp kendinizi sarıp sarmaladığınız, iyice kapanmanız gerektiğini öğütleyen bir şey olduğundan, tahrik edici bir amaç uğruna hele hiç giyilmez.

5) Kimononun alt tarafının dap dar olmasının sebebi fantezi amaçlı değil, Çinli kadınların ayaklarını kangren pahasına sarıp sarmalamasıyla aynı ‘Kadın kaçıp gitmesin’. Ayrıca dar olmasının diğer bir sebebi de soyluluk ve güzellik göstergesi (Nalet olsun değişken güzellik dayatmalarına!)

Yani canım okuyucu; nasıl ki bir Avrupalı insan evladı sana gelip ‘Kocanın cariyeleri var mı?’, ‘Normalde böyle giyinmiyorsunuz değil mi?’, ‘Kocan fes takıyor mu?’, ‘Avrupa’ya geldin diye mi kafanı örtmedin?’ diye sorduğunda, bir kaşıntı bir uyuz olma hali bedenini ele geçiriyorsa, sende o oryantalistliği uzakdoğulu insan evlatlarını yapmayacaksın. ‘İçine bir şey giymiyorlarmış’, ‘Seks kıyafetiymiş’, ‘Geyşalar giyiyormuş’, ‘Fantazi giysisiymiş’ demeyeceksin. Edward Said, kangren olmuş oryantalistliğinizi görüp mezarında kokoreç gibi dönmeden dağılın lütfen. Kalbinizi kırmayayım…